SARIKEMER ÜLKÜ OCAĞI

“BİZ BU ÜLKEYİ KARŞILIKSIZ SEVDİK”

ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK

 

 

Atatürk diyor ki:
“Türk âleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her göründüğü yerde ezilmeli”

Atatürkçülük nedir?

Mustafa Kemal, ne içtimaî veya felsefî bir çığır açmışbir insandı, ne de – mesela Gökalp gibi büyük fikir adamı idi. İnandığı gerçekleştirmeye çalıştığı fikirleri bir kitapta toplamış bir kimse de değildi. O halde, son yıllarda her fırsatta öne sürülen Atatürkçülük, acaba Gazi Mustafa Kemal’e ait hangi temel fikirlerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmış veya çıkarılmış bir fikir sistemi olmaktadır.
Bu sorunun cevabını aramadan önce, Atatürkçü olduklarını her zaman tekrarlayan siyasi ve siyaset dışı teşekküllere, farklı fikir ve inançlara sahip kimselerden bir kısmını şöyle bir ele almak yerinde olur:

Türkiye’de birçok siyasi parti var. Bu partilere mensup kişilerin pek çoğu, her fırsatta, hem partilerinin, hem de kendilerinin Atatürkçü olduklarını ileri sürerler. Mesela en büyük siyasi sayılan D.Y.P. Atatürkçüdür. En büyük muhalefet partisi ünvanını kimseye kaptırmayan C.H.P. Atatürkçüdür. Üçüncü parti pozunda ANAP Atatürkçüdür. Son günlerde seçim havasıyla kendilerine rey için milliyetçilik süsü veren D.S.P. Atatürkçüdür. Emekçilerin partisi olduğunu iddia eden T.İ.P. (S.İ.P., Z.İ.P., ..) gibi bölücü partiler Atatürkçüdür.

Halbuki bu partilerin, belli başlı birçok ana meselelerde birbirlerini tamamen karşı fikir ve düşüncelere sahip bulundukları malûmdur. Bu karşı oluşun, bazı hallerde, âdeta düşmanlık derecesine ulaştığı da bilinmeyen birşey değildir. Hattâ, partilerin birbirleri hakkındaki görüşleri bile, bazen aşırı iddialara veya çok sert hükümlere kadar uzayıp gitmektedir. Kendisini demokrasiye saygılı, kanuncu, hürriyetçi ve halkıçı olarak ilan eden D.Y.P. ve ANAP, ötekilerine göre kapitalisit, kanun çiğneyici, halkı sömüren bir çıkarcılar ve zengin partisidir. C.H.P. ve D.S.P., kendi ifadesine göre, kesin sınırı asla çizilmemiş bir yer olan ortanın solunda, karşı iddialara göre ise Moskov yolundadır. D.Y.P. ve ANAP. nin de, C.H.P. ve D.S.P. nin tam siper karşısında olan R.P. (F.P.), fikirle uzak yakın hiçbir ilgisi gösterilmeyecek Türklükten yoksun bir partidir. Emekçilerin (bölücülerin) partileri ise, kendisinin inanmak gerekirse sosyalist, berikilerin görüşüne göre marksist-komünist bir teşekküldür.

Sözün kısası, bu partilerin hepsi fikir, inanç, sistem, görüş gibi birçok yönlerden birbirlerine taban tabana karşı durumdadırlar. Buna göre, şu soru, kendiliğinden ortaya çıkmaktadır: Birbirlerine, hepsi ötekilerinin mezarını kazacak kadar karşı olan bu siyasi teşekküller, nasıl oluyor da, Atatürkçülük denen ve elbette birtakım temel fikirlerden meydana gelmesi gereken fikri sistemde birleşebilmektedirler?

Evet… Bugünkü Atatürkçülük gürültüsü sadece bir edebiyattır, hem de Mustafa Kemal ile hiç bir ilgisi bulunmayan bir edebiyat…

Atatürk’ü gerçekten seven; sevmese de, sahip bulunduğu meziyetler dolaysıyla kendisini takdir eden; yahut, Türk’ün son kalesinin kurtarıcısı o büyük ordunun başkumandanı bulunduğu için, evet sadece bunun için, evet sadece bunun için ona karşı içinde bir saygı taşıyan bir Türk, bu mânâsıyla, asla Atatürkçü olamaz. Çünkü Atatürkçülük sadece, Gazi Mustafa Kemal ile ilgisiz bir fikir değil, aynı zamanda onu, bir takım sinsi va maksatlı düşünce ve fikirler için bir paravan olarak kullanmaktadır da…

Evet, Atatürkçülük, Gazi Mustafa Kemal’in heybetli varlığını siper yaparak, o siperin arkasından kendi âdi çıkarlarını, siyasi ihtiraslarını veya Türklük aleyhindeki melun fikirlerini kolayca, rahatça ve hatta şirretçe söylemenin, yazmanın adından başka birşey değildir. Öyle olmasaydı, hürriyetçisinden diktacısına, sosyalistinden kapitalistine, solcusundan komünistine, renksizinden Türklük düşmanına kadar o kadar kişi yıllardan beri Atatürkçülük taslayıp durabilir miydi?
İşte Atatürkçülük edebiyatında tek gerçek budur…

 

erçekten “Atatürkçülük” diye bir fikir olabilirmi? Elbette olabilir. Gazi Mustafa Kemal’in üzerinde ısrarla durduğu, devlet ve millet hayatında tatbik etmek istediği belli başlı fikirler, prensipler, sistemler ciddi bir şekilde tespit edilip bir araya getirilirse, böyle bir fikir ve sistemler topluluğuna “Atatürkçülük” adı verilebilir. Bir fikri kangren haline gelen bugünkü “Atatürkçülük” edebiyatına kesin olarak son vermek ve Gazi Mustafa Kemal’i çıkarcı siyasilerin, şarlatanların ve Türklük düşmanlarının elinden kurtarmak için tek yol da, işte budur.

Atatürk’ün belli başlı fikirlerini, prensiplerini ve inançlarını böyle bir ciddi maksatla derleyip toplamak pek güç birş ey de olmaz. Çünkü bu iş için gerekli ciddi kaynakların çoğu kitap veya müessese olarak ortadadır. Meselâ, hayatı boyunca yaptığı konuşmaların belki de hepsi denebilecek kadar büyük kısmı basılmıştır. Hayatının son altı yılını kaplayan tarih ve dil kurultaylarının zabıtları ile bu kurultayların ve diğerlerinin ana hedefleri olan kitaplar elimizdedir. Üniversite ve yüksek okullarda okutulan inkilâp tarihi derslerinin notları kitap haline getirilmiştir. Kurulduğu veya kurdurduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakultesi, antropoloji Enstitüsü, Tarih Kurumu ve Dil Kurumu gibi teşekküllerin kuruluş gayeleri ve Atatürk zamanındaki çalışmaları da bilinmeyen şeyler değildir. Bunlara, bu derece bilinmeyen meseleler ve konulardaki fikir ve düşüncelerini eklemek de o kadar zor olmaz. Çünkü Türkiye’de hakkında en çok kitap ve yazı yazılan insan Mustafa Kemal’dir. Bu kitapların büyük kısmı şöyle böyle şeyler olsa bile, içlerinde değerli olanlarda verdır. Ciddi bir araştırıcı bunların değerlisiyle şöyle böylesini ayırt edebileceği gibi; bütün ön hükümlerden, nezaket ve zaruret neticesi olarak söylenmiş siyasi sözlerden uzak kalmayı da bilebilir. İşte Atatürkçülük denebilecek fikir ancak bu şekilde ortaya çıkabilir.

Atatürk’ün fikri vasıflarından birisi de, kızılların “kafatasçılık” kelımesiyle gülünçleştirmeye çalıştıkları antropolojik ırkçılıktır.
Bilindiği gibi bizdeki Antropoloji Enstitüsünü kuruduran Mustafa Kemal’dir. Çeşitli yerlerde yapılan kafatası kazıları, Türkiye’nin birçok okullarında yapılan kafatası ve kafaya ait uzuvlar arası ölçmeler, bu enstitünün kuruluşundan sonraki hareketlerdir. Yine milletlerarası antropoloji toplantılarına Türkiye adına katılanların orada okudukları raporları da bu yoldaki çalışmaların neticelerinden başka şeyler değildir.
Atatürk, bu işe kendisi de merak salmış ve meşhur gece sofralarında bulunanların kafalarını ölçmek suretiyle antropolojik çalışmalara (yani kafatasçılık hareketlerine) bizzat kendisi de katılmıştır. Bir gece İsmet İnönü’nün de kafasını ölçtüğü, ancak İnönü’nün kafa ölçüleri Türk kafa ölçülerine pek uymadığı için kendisine takıldığı yolundaki rivayetler, antropolojik çalışmalara verdiği ehemniyetin delillerinden biri olarak gösterilebilir.

Mustafa Kemal’in komünizm karşısındaki tutum ve davranışı da, unutulmamalıdır.
Komünizmin, Rusya’da iktidara gelişinden bir süre sonra bu melun fikrin ehimniyetini kavrayan Atatürk, ondan sonra hayatının sonuna kadar bir komünist düşmanı olarak yaşamıştır. Bu bakımdan, bu cephesi de, Atatürkçülüğü meydana getiren unsurlar arasından yer alacak çaptadır.
Aşağıdaki sözler, Mustafa Kemal’in bu cephesiniortaya koyan vesikalardan bir kaçıdır.

“Bolşevizme gelince, onun bize nüfuz etmesini önleyen dinimiz, ananelerimiz ve sosyal bünyemiz göz önüne alınırsa, bu doktrinin memleketimizde hiçbir şansı olmadığı anlaşılır…. İçtimâi nokta-i nazardan dini kaidelerimiz bizi boşevikliği kabul etmekten alıkoymaktadır. Hatta Türk milleti, lüzumu halinde ona karşı savaşmaya hazırdır.”
“Biz ne bolşevikiz, ne de komünist; ne biri, ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkârız.”

Bu sözler, komünizmin nasıl bir insanlık dümanı korkunç ve melun bir fikir olduğunu henüz tamamen anlaşılmış yıllara aittir. Mustafa Kemal, komünizmin Türklük için nasıl bir korkunç tehlike olduğunu anladıktan sonra, ona karşı daha sert çephe almıştır. 1928 yılı Ağustosunda Eskişehir istasyonunda yaptığı tarihi konuşma bunun en açık delilidir. Bu konuşmadaki: “Türk âleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her göründüğü yerde ezilmeli” sözü ise Atatürk’ün komünizm düşmanlığını pek açık şekilde ortaya koymaktadır.
İşte “Atatürkçülük” denilebilecek şey, ancak, Mustafa Kemal’in benimsediği ve tatbik etmeye çalıştığı bu gibi fikirlerin, tamamen tarafsız bir şekilde tesbit edilmesiyle ortaya çıkabilir. Bu yapılmadıkça, Atatürkçülük, şimdiki gibi, âdi bir bir şekilde bir Atatürk’ü sömürme oyunu olmaktan ileri gidemiyecektir.

GENÇLİĞE HİTABESİ:

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ebediyete kadar korumak ve savunmaktır. Varlığının ve istikbalinin yeğane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır.

Bir gün, istiklal ve Cumhuriyetini savunmak mecburiyetinde kalırsan, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şartlarını düşünmeyeceksin. Bu imkan ve şartlar, cok elverişşiz bir mahiyette gorünebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kast edecek düşmanlar, bütün dünyada eşi gorülmemiş bir zafer kazanmış olabilirler. Zorla ve hile ile, aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şartlardan daha ıztıraplı ve daha tehlikeli olmak üzere, memleketin içinde, iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini işgalcilerin siyasi emelleriyle birleştirebilirler. Millet, yokluk ve yoksulluk içinde harap ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalının evladı!

İşte bu durumlar ve şartlar içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Mustafa Kemal Atatürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: